Her kadın ya da erkek başka bir insan. Adem ile Havva’nın yansımalarıyız biz. Ama hiçbirimiz aynı değiliz. Hem genlerimiz, hem de ruhumuz başka. Yaradılışımız farklı. Bu kocaman kainatta nasıl aynı olsun ki. Yüce Yaradan bizleri yaratmış ve dünya okuluna göndermiş. Bizler O’ndan bir parçayız. Okuyup öğrenelim diye, biz insanlar buradayız. Bin bir sıkıntı ve sorun ile yüzleşip, yavaş yavaş öğreniyoruz.
Günümüzde erkek gibi kadınlar, testo cananlar sarmış tüm dünyayı. Giderek erkekleşen bu dünyada kendilerini ön plana çıkarmak için savaşıyorlar. Belki de zorunlu bu savaşları. Güçlenmeye çalışıyorlar ezilmemek için. Bu şekilde giderek erkekleşiyorlar. Şirketler kuruyorlar. Pantolon giymeye bayılıyorlar. Erkek sporları yapmaya başladılar. Artık gelinliklerin altına bile bez ayakkabı giyiyorlar. Nasılsa kimse görmüyor düğünde. Adam da zaten çantada. Üsküdar geçilmiş. Topuklu giyilse ne olacak ki?
Bu geçtiğimiz yüzyılda özgürleşen kadınlar, birazda feminist akımların etkisiyle aşırı uçlara kaydılar. Her geçen gün biraz daha erkekleştiler. Hovarda bile oldular. Bol bol çapkınlık yapıyorlar. Artık ıssız madamlarda var. Erkeği olurda madamı olmaz mı?
Spermlerini tohumlamak isteyen erkek gibi, bir farkla genelde kadın değil erkek avına çıkıyorlar. Kadın avına çıkmayanlarıda yok değil. Roller değişiyor. Oysaki gerçekte ovul psikolojisi başkadır. Hani biz eskiden kadınları, tek ovüllerini en güçlü sperm ile birleştirmek isterler diye bilirdik. Seçiciydiler. Bu tutum şimdilerde giderek kayboluyor. Erkekler bu işten pek memnun açıkcası. Ama sanırım bu aşkı öldürüyor. Artık çağımızda mini aşklar yaşıyoruz. Ne kadar miniyse o kadar da duygusuz. Aşk yok.
Bu tür kadınlar daha çok delikanlı havasındalar. Bacak bacak üstüne atarlar. Sigarayı erkek gibi çekip, araba kullanırken koltukta hafif vitese yakın dururlar. Küfür etmeyi severler. Erkeklerle kanka olurken, bir türlü sevgili olmayı beceremezler. Nasıl becersinler ki. Ya çıkar bırakır, ya da bırakılırlar. Sonra da ha babam partner arar dururlar.
Testo canan gibi kadınlar ağlayamazlar kolay kolay. Ağlamaları için gerçekten çok kırılmaları, çok üzülmeleri gerekir. Derinden etkilenmiş olmalıdırlar. Onların geçtikleri hayat tornası doğalarını kısmen değiştirmiştir. Zihinleri izin vermez kadınlıklarına. Kırıldılar mı gemileri yakarlar. Hemen delikanlılaşırlar. Östrojen baskı altındadır. Duygusunu yaşayamazlar.
Doğasını yaşayamayan canlılar mutsuz olurlar, içleri ölür zamanla. Kuşlar gökyüzünde özgürce uçabilmelidir. Bu erkek dünyası kafesi onları boğar. Ama haberleri bile yoktur. Doğanın özgürlüğü kısıtlanır ya da doğa başka bir şey olmaya zorlanırsa kaçınılmaz mutsuzluk kapıdadır.
Gerçekte ise kadın gibi bir kadın, östro nalan olmak zor bir şeydir. Her yer de başka olmak zorundadır. Farklı maskeler kullanmak zorundadır. Yoksa nasıl kadın olunsun ki. Kadın bedeni kıvraktır. Erkekten daha esnektir. Zihni de öyledir. Çünkü hormonları öyle emreder. Cilveli olacaksın. İşveli olacaksın. Naz yapıp göz kırpacaksın. Bunlar östrojenin doğasında var. Hormonları böyle çalışıyor. Yoksa nasıl östro nalan olunacak, dimi ama.
Östro nalanlar maskesiz hareket edemezler. Maskelerini takmadan güvende değildirler. Ne zaman durum biraz değişse maske de otomatik olarak değişir. Çok hızlı oluşur bu durum. Erkekler bunu çoğu zaman algılayamazlar. Neye uğradığını şaşırırlar. Oysaki Bu tür kadınlar çok doğal görünürler.
Östro nalanların yüzünde gülücükler patladığı anlar birden bire değişebilir, o anda verdikleri ani bir karar ile birden bire hönküren gözyaşlarına boğulabilirler. Erkekler bu ani duygusal değişimden etkilenirler. Yani genelde bunu yerler. “Ah canım kıymam ben sana. Sen ağlama”. Bir erkeği daha çok kadın gibi kadınlar kandırabilirler. Onların östrojen hormonuna dayalı duygusal donanımları daha güçlüdür. Oyuncu ve kurnazdırlar. Yalan söylemek güdüsel gelişir. Bunu düşünmesine bile gerek yoktur. Bazen ağlayamasalar bile bunu bir şekilde tolere edecek sistemler geliştirebilirler. Bir keresinde doğal gözyaşı damlası kullanana bile şahit oldum. Bu tür kadınlar doğuştan kadındır.
Östro nalanların en tehlikeli olanları ise cinsel bir cazibe ile yaratılmış olanlarıdır. Birde bunu küçük estetik operasyonlar ile desteklemişler ise eyvahlar olsun. Bir erkeğin en çok korkması ve uzak durması gereken kadın tipi budur. Erkekler genelde bu türde kadınlarla olan ilişkiyi yüzüne gözüne bulaştırır. Bu tür bir kadınla baş etmek erkekte ciddi bir özgüven ve tecrübe gerektirir. Erkek hafif kaşar olmalıdır. Düşman çok tehlikeli ve acımasızdır. Erkek temkinli yaklaşmalıdır. Çiçekten bal almaya çalışırken, erkeğin kuru gürültüye gitmesi an meselesidir. Olası önlemleri önceden hesaplamalı ve alımalıdır. Erkeğin her an canı yanabilir. Kadın, erkeğin özgüvenini sarsıcı durumlar yaratabilir. Bunu tüm içselliğiyle tadını çıkararak yapacaktır. Bu davranışlar ona yaşama amacı veren küçük oyunlardır.
Kadının doğuştan kromozomları saftır. Yazık erkek öylemi ya. Erkek kendisinde olmayan eksik olan kromozomu beslemek için devamlı şefkat ister. Erkeğin doğası böyledir. Bu yüzden erkeğin hem kromozomu hem de aklı biraz karışıktır. Karışıklığı düzeltecek olan östrojene ihtiyaç vardır.
Erkekler kadınsız yaşayamazlar. Kadınsız kendilerini eksik hissederler. İllaki hayatlarında bir kadın olsun isterler. Ama öyle, ama böyle. En az bir tane bulunsun. Anne olsun sevgili olsun. En az bir tane olsun.
Gerçekte ise bir erkek kadın gibi bir kadın arar. Kadın gibi kadınlar çok yönlüdürler. Yapıları karmaşıktır. Sabahları anne, gündüz arkadaş, akşamları ise sevgili olabilirler. Bu zaman durumları erkeğin libidosuna göre yer değiştirebilir. Kadın gibi kadınlar erkeğine esnektir. Onu kırmaz fakat durumla ilgili olarak ilişkide pazarlık şartları geliştirebilirler. Kadın isteklerini daha sonra erkeğe pazarlık dahilinde yaptıracaktır. Bu kaçınılmazdır. Aslında ilişkilerde kontrol kadınlarda olsa bile, erkekler isteklerine göre bir ilişki yaşarlar. Tabi ki bu kadınlar içinde geçerli ama onların geldikleri doğal durum onların ilişkilerini gizliden şekillendirmekte.
Testo cananın kontrol eder yapısı ve hükmeden sert yapısı ile bir süre sonra erkekleri rahatsız etmektedir. Erkeklik egosu kırılınca ilişki aslında erkek için biter. Erkek östrojeni yüksek bir nalan da teselli arayacaktır. O an şefkat duygusu ön plandadır.
Östro nalan ise uzun vadede daha kalıcıdır. Onların oynak yapısı erkeğin can sıkıntısına ilaç gibi gelir. Ama dikkat!! Oyunda hile yaparken yakalanırsa yandı. Erkeğin hemen alternatif bir testo canan a koşma ihtimali vardır. Oradaki delikanlıdır. Oynamaz. Neyse odur.
Kısaca canan ve nalanlar içlerindeki testo ve östro arasındaki dengeyi kurmalı, kendilerindeki yüksek östrojenin duygusal gücünü kullanmalıdır. Erkek harladığında, testo canan kendisindeki östrojen salgısını artırıp, erkeğine karşı sen aslansın sen kaplansın psikolojisine geçebilmelidir. Aksi takdirde testolar kapışır. Bu durumda oluşan ayrılıklarda iki tarafta ostrojeni yüksek partner ile teselli bulmalıdır. Bu durum östro nalan için geçerli değildir. O bu tür testo savaşlarından hoşlanmaz.
Sizde bu hormonlardan kalmadıysa işiniz zor annem. O zaman verin kendinizi çiçeğe böceğe bırakın bu dünyayı, ulvi işlere dalın.
Birde sessiz kadınlar var ki onlar gerçek dostlardır. Bir başka yazıda da onları anlatırım. Ama kaçı bu dergiyi okur bilemeyiz.

