Tek Telli Mandolin

Tek Telli Mandolin

Kutsi, yeni albümü "Bambaşka"yı, daha çok da "Bambaşka" öncesini Superonline'a anlatıyor.

RÖPORTAJ: HERMAN TAŞÇIOĞLU

Kutsi, tek telli mandolinini, pikabını, eski 45'liklerini, şöhreti, şehirleri, yeni albümü Bambaşka'yı, daha çok da Bambaşka öncesini ve pop alemini Superonline'a anlatıyor.

Dinlemek için tıklayınız





' Tanımadığın insanlar karşına geçip de sana sorular sorduğunda daralır mısın'
Türkiye'nin hemen her yerinde konserlerim oldu ve yöneltilen tüm soruları yanıtlamaya çalıştım. Hala ilk günkü aşkı ve heyecanı taşıyorum, dolayısıyla daralmıyorum.

' O halde kısa bir Kutsi tarihçesiyle başlayalım...
1973 yılında Malatya'da dünyaya geldim ancak Ankara'da büyüdüm, yani müzik aşkı Ankara'da başladı. Çocukluğumda tek telli bir mandolinim vardı, onu da sokakta bulmuştum. Çay kaşığından mızrap yaparak çalıp söylüyordum, demek ki kulak varmış...


' İstanbul'a ne zaman geldin'
İstanbul'a 2000 yılında geldim ve çevre edinmeye çalıştım. Berksan'la, Baha'yla, Nalan'la, Petek Dinçöz'le, Bengü'yle ve Gülşen'le çalıştım.

' Aile içinde hangi müzikler dinlenirdi'
Dedem keman çalardı ve aile içinde Türk sanat musikisi hem dinlenir hem de icra edilirdi. Ben de Dual marka pikabıma ve plaklarıma çok düşkündüm.

' Şarkıcı olmak aklından geçiyor muydu'
Geçmiyordu fakat Beatles'ları, Eagles'ları, Presley'leri dinleyip, Kızılok, Ortaçgil, Hümeyra, Yeni Türkü, Vedat Sakman ve Doğan Canku çalmaya başlayınca sesimin farkına vardım.



' Asıl entrümanın hep gitar mıydı'
Evet gitardı. Ankara'da bir müzik mağazasında çok beğendiğim bir gitar vardı ama sadece gidip vitrinden bakabiliyordum. Hayatımda ilk kez şans oyunu oynadım ve kazandım, daha sonra da gidip o gitarı satın aldım.

' Bir şey arıyor musun peki, bir beklentin oluyor mu o tele devamlı vururken'
Onun benden ne kadar çok beklentisi varsa benim de ondan o kadar çok beklentim var; bu karşılıklı bir alışveriş'



' Nasıl bir süreç izliyorsun üretim aşamasında' Bir Kutsi şarkısı nasıl doğuyor'
Hiç bir formülüm ve reçetem yok, akışına bırakıyorum.

' Albümünün ismi "Bambaşka". "Bambaşka", popüler müzik alanında yeni bir tavır yaratabilecek mi'
Adıyla bile bir başkalaşım yarattı bence. Az enstrümanla geniş soundu hedefleyen bir çalışma oldu. Şimdiye kadar hiç bir çalışmamda bağlama kullanmamıştım ama bu albümde kullandım. Bağlamayla gitarın bütünlüğünü ve ritm kompozisyonunun ne kadar örtüşebildiğini gösterdim. Ortak kanı bu çalışmanın bağımlılık yaptığına dair.


' En son satın aldığın albüm nedir' Takip ettiğin sanatçılar veya müzik türleri var mı'
Candan Erçetin'in yeni albümünü aldım. Paco de Lucia, Al di Meola, Buika, Dire Straits, Guns N' Roses, AC/DC, Gary Moore, Deep Purple severim. Zamanında çok da Heavy Metal dinlemişliğim var; Judas Priest, Iron Maiden, Slayer...

' Slayer'
Tabii ki... Uzun zaman dinlediğim isimler bunlar. Gitar çaldığım için Gary Moore veya Slayer gibi isimlerin o muhteşem sololarını çalabilme gayretindeydim.

' Nasıl "popçu" oldun'
Güzel soru' Elektro gitar çalıyordum, Rock ve İspanyol müziğine ilgim vardı. Bir orkestra elemanıydım, tabiri caizse sahnenin tozunu yıllarca yuttum. Ancak solo albüm hazırlama yoluna girdiğinde, Türkçe sözlü ve popülaritesi yüksek şarkılar yapmaya çalışıyorsun'



' '90'lar pop dinleyicisiyle günümüzdeki kitleyi kıyaslayacak olsan'
Müziğe başladığım günden bu yana gözlediğim şöyle bir şey var; besten iyiyse tamamdır! Doğru bir iş yaptığın zaman kesinlikle farkına varılıyor, insanlar güzel olanı sahipleniyor.

' Şu meşhur "Romantik Prens" yakıştırmana gelelim.... Delikanlı, saygılı, örf ve adetlerine bağlı tipik "Türk popçusu" lakaplarından biri değil mi bu'
İnsanların bana yakıştırması, boynum kıldan ince... Aslına bakarsan kulağa da hoş geliyor. Romantik değil de duygusal diyelim.

' Müzik ruhun gıdasıdır derler, eğer öyleyse neden müzisyenliğinle yetinmeyip 'Yeniden doğsam doktor olurdum' gibi bir cümle sarf ettin'
Bu mesleğin bütün artı ve eksilerini dizi çekimleri boyunca hastane içerisinde tecrübe etme şansım oldu. Kâh duygusal kâh otoriterler ve hayata dokunuyorlar. Bunun kutsal bir tercih olduğunu düşünüyorum. Fakat doktor olsaydım bile hayatım yine sanat odaklı olurdu; müziksiz yaşayamazdım'



' Kutsi nasıl hatırlanmak ister' Plak olarak mı mp3 olarak mı'
Tartışmasız plak olarak hatırlanmak ister' Plak bir kenara, ben zamanında kasete bile çok zor ulaşabiliyordum. Kopan kasetleri yapıştırır ve tekrar tekrar dinlerdim. Plakların tozunu almanın heyecanını ise hiç bir şeye değişmezdim.

' Plaklarını yıkar mıydın peki'
Hayır, ipek bir bezim vardı ve plakları dairesel hareketlerle silerdim. Bizler makara bant zamanından gelen müzisyenleriz. Benim için müzik çok özel bir yerde, buna çok özel zaman ayırıyorum. Dinlediğim tarz her ne olursa olsun, o müziğin içine giriyorum.

' Vedalaşmadan önce son soru: Bir gazeteciye söylediğin en kuyruklu yalan hangisiydi'
Ufak tefek, beyaz yalanlar söylediğim olmuştur ama en azından kuyruklu değillerdi...